My Picture
kadın, neden bu kadar çok hayal kurmaman gerektiğini şimdi anlıyor musun?

bir gün gelecek, hepsini çöpe atacaksın ağlayarak, belki de isyan ederek. içinden o kadar çok konuşmamalıydın çünkü şimdi o sesi susturmak zorundasın. mecbur bırakılıyorsun böyle yaşamaya. kalbinin bi çöp kutusu gibi olduğunu düşünüyorsun. daha dün, bir sürü anlamlı şey varken içinde, bugün onların hiç birinin aslında hayatında yeri olmadığını hissediyorsun. ve tüm kelimeler birbirine girmişken, kimse tutup çıkarmıyor seni bu karmaşadan, çıkaramıyor. yanlışlığın nerde olduğunu artık biliyorsun ama bunun sana hiç bir faydası yok. işte o yüzden susuyorsun, sayfalarca ağlamak yerine sen sadece susuyorsun.

kadın, asıl şimdi büyüyorsun. - istemeyerek de olsa.
aslında doğru olan senin yaşama şeklin.
burda yanlışları ben yaparım!
yazamıyorum.
tanrı hepimizden nefret ediyor olabilir.
ya da hepimizi çok seviyordur.
bir adam şöyle demişti,
- ben sevdiklerimi üzerek var oluyorum.
" belki de bu kadar çok hayal kurmamalıydık. "

- biliyor musun, yarın tam bir hafta olacak.

kadının böyle olmasının tek sebebi, cevabını bildiği soruları sorması.
sonucunu tahmin ettiği şeyler yapmaya kalkışması.
gecenin bu saatinde.
hem de kanında bir damla bile alkol yokken.
en kötüsü de

- peki ne değişti hayatında?
+ hiç bi şey.
- e yani.

bu.
bulutları kaldıramıyorum gözümün önünden.
yazı ve sonbaharı yaşanmamış sayamıyorum.
adamın adının yazılı olduğu o kağıdı duvarımdan çıkartıp atamıyorum.
maviden nefret edemiyorum.
isimleri değiştiremiyorum,
hafızamı da silemiyorum.
yağmura yüklediğim anlamlardan vazgeçemiyorum.

- bu saydıklarımın hiç birini yapamıyorum şimdilik, gerçekten.
ama deniyorum.
kendimi zorlayarak deniyorum.
denemek de güzel şey hani.
acıdan da ölmedim daha.

- ha bi' de,

3 gündür hiç ağlamadım.
bi' garip hayat, her şey istenilen gibi, ama istenilen şey bu değil.

-mesela.
"düşündüklerimi bilsen böyle davranmazdın. " dedi kadın.
tekrar öyküler yazmasını istiyordu adamın.
ve tekrar bir Ekim ayı görmek.
belki de sadece alışkanlıklarından vazgeçemiyordu, her şeyin kaynağı da buydu.
bilemezlerdi ki.
o kadar içindeydi ki adam, ve kadın da.
bilemezlerdi,
içlerinde olup bitenleri.
ve birbirleri hakkında düşündüklerini bilseler,
devam etmezlerdi.

sırf bu yüzden kadın günlerdir düşündüklerini bir yana bırakıp
unutmak zorunda olduğunu anlatmaya çalışıyor kendine.
hala ne bekliyorsun?
seni bekliyorumdur belki de.
hala dedim farkındaysan.
ah evet.
kararlar vermeliyiz.
biliyorum.
ve senin başlamanı istiyorum.
yapabilmeyi istiyorum ben de.
boğuluyorum.
ışıkları kapat, burası çok karanlık.
pekala.
biliyor musun, uzaktan öyle gözükmesem de mutluyum ben.
mutluluk uzaktan gözüken bir şey değildir.
bence olur.
olsa güzel olurdu ya da.
- galiba bu yıl sabrı fazla zorladı.
fazla.

2009dan tez zamanda kurtulasım vardı, sonunda oluyor galiba.
yarın aynı dünyaya uyanacağımı biliyorum.
ama belki de bir hikmeti vardır diyip, kendimi mutlu ediyorum yine.

2009 gibi olmayan bir yıl diliyorum
ve adamı.

bu sene tanrıyla anlaşabilmek istiyorum.
2010 sizi sevsin.
mutlu yıllar.
ve eğer bir kadın, delicesine seviyorsa her zaman hata yapmak için yeterli sebebi vardır.
karmakarışık yaşam.
ve bazen kendini o kadar güçsüz hissediyor ki insan,
olduğum yere yığılacakmışım gibi.
kimse de gelip kaldırmayacak.

ışıkları kapatıyorum yine.
aydınlıktan ölesiye nefret etmeye başladım tekrar.
doğru mu yapıyoruz, diyorum.
bilmiyorum ama sen yanlış yapıyorsun, diyor.
tam o anda, yağmur başlıyor.
evet diyorum, haklısın.

yağmur da başladığına göre, belki gerçekten de haklıdır adam.
ve kadın belki de birmilyonuncu kez söz veriyor,
söz, ağlamayacağım.
'nedense' mi? her şeyin nedeni belli değil mi sence de?
tam olarak değil.
hiç bir şeyi tam olarak görmeyeceksin hayatın boyunca.
bunu bilemeyiz.
artık sıkıldım.
güzel.
nesi güzel?
susmayacak mısın?
susmalı mıyım?
belki de, biraz.
pekala o halde.
yazmam gerektiğini söylüyor içimdeki ses.
yaz, onun yazdığı gibi yaz, diyor.
yapmayacağım.
biliyorum ki anlıyosun bunların kendine olduğunu.
ha son bişey daha,
senden BU SEFER gerçekten nefret ediyorum
+1 insan daha, tebrik ederim.

kadının, hayatındaki adamların rollerini değiştirdiği zamanlardan,
kadınla adamın rolleri değiştiği zamanlara gelindi.
kimse bilmedi.
ben hariç.
masamdaki kahve lekelerini seviyorum.
" o adam " ın bardağından kalmış olmasalar bile.
- aslında, sesini özledim ben.
+ ben de seninkini özlemişim.
yıldızlarım olduğu zamanlardan,
"en sevdiğim kadın"a "=" olarak bıraktığım başlıklar,
hala en baştalar.
mutluluk da bu bi' nevi.
sadece hiç bir şey yapmıyor olmak için,
ya da bunu anlatmaya çok üşendiğim için
burda kalacağım.
uğultular kesilmezse de umrumda değil.
buralardayım.
çünkü bu sabah, bulutlar fazla güzeldi.
ve bazen, tanrı yağmuru sadece bana yağdırıyor.
" Merak ve serüven tutkunlarını Madam'ın yakınındaki bardaklarda gidermeye çalışan sinek sürüleri, şarap artıklarında boğuluyorlardı. Ölmüş sinekler diğer sinekleri etkilemiyordu. Kendileri filmiş ya da o denli uzak yaratıklarmışçasına ölülerine bakıyorlardı. Az sonra aynı şey kendi başlarına da geliyor, yazgılarına yenik düşüyorlardı. Sineklerin ne vurdumduymaz yaratıklar olduklarını düşünmek pek ilginçti doğrusu. "

Charles Dickens - İki Şehrin Hikayesi
come on, babe
we're gonna brush the sky.
" saçlarım bulutlara değmeden, ellerin saçlarıma değsin. " dedi kadın.
kimse duymadı.
o da içinden söylemişti zaten,
adamın yüzüne bakarken.

Takip Edenler

About Me

Fotoğrafım
Selin
yolunda gitmeyen bi' şeyler var. beynim parmaklarımın uçlarında. bu en basiti.
Profilimin tamamını görüntüle